|
11.05.2007 Emre Bayraktar
*
Bu
Yazıya Yorum Ekle
Sayfayı yazdır...
6183 ve 2577 SAYILI KANUNLAR ÇERÇEVESİNDE
HACİZ VE HACZE İLİŞKİN UYGULAMALAR
Kamu hizmetlerinin finansmanında ve kamu gelirleri içerisinde en
önemli kaynak vergi gelirleridir.Vergi yükümlülüğünde vergi borçlusu
; bu verginin mükellefi vergi alacaklısı ; ise devlettir.Vergi
uygulamalarında verginin tarh , tahakkuk ve tebliği V.U.K.
hükümlerine göre tespit edilirken , vergiye ilişkin tahsilat , vergi
cezası , para cezası gibi diğer alacaklar ise 6183 sayılı
A.A.T.U.H.K. hükümlerine göre tespit edilmektedir.
Amme alacakları
hususunda idarece yapılan işlemleri temelde iki bölüme
ayırabiliriz.Birinci husus amme alacağının ödeme aşamasına gelmeden
önce korunmaya alınması , ikinci husus ise amme alacağının vadesinde
ödenmemesi durumunda yapılan uygulamalar olarak ayırabiliriz.
Amme alacağının
tahsilinin şüpheli olabileceği durumlarda idare tarafından amme
alacağının güvence altına alınması için çeşitli yöntemler söz
konusudur.
Bunlar sırası ile ;
1.
Alacağa Karşılık Teminat İsteme( 9. – 12. maddeler )
2.
İhtiyati Haciz (
13. – 16. maddeler)
3.
İhtiyati Tahakkuk ( 17.
– 20. maddeler)
4.
Rüçhan Hakkı (
21. madde )
Süresi içerisinde
ödenmeyen amme alacağının idare tarafından cebren tahsili
gerekir.6183 sayılı kanunda cebren tahsil ve takip esasları 54.
madde ile belirlenmiştir. Buna göre ;
Ödeme müddeti içinde
ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur.Cebren
tahsil aşağıdaki şekillerden herhangi birinin tatbiki suretiyle
yapılır.
1. Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse,
teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi,
2. Amme borçlusunun borcuna yetecek
miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,
3. Gerekli
şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi.
Bu makalemizde amme alacağının cebren tahsili işlemlerinden “ haciz
işlemleri ve haciz işlemlerine yönelik yargısal süreç ” üzerinde
durulacaktır.
GENEL OLARAK HACİZ
Haciz , kelime
anlamı olarak kısaca “el koymak” anlamına gelmekle birlikte amme
alacağının tahsili amacıyla haciz ; “ Borçlunun ,mal bildiriminde
gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü
şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden , alacak ve
haklarından amme alacağına yetecek miktarına tahsil dairesince el
konulmasıdır.”
Haciz , tahsil
dairelerince düzenlenen haciz varakası ile yetkili kılınan memur
tarafından yapılır.Haciz yapılırken , borçlu veya zilyet veya
bunların; vekilleri, işçi, müstahdem veya aileleri efradından birisi
kendilerini temsilen bulunur. Bunlar haciz yerinde bulunmaz veya o
sırada bulundurulmaları sağlanamazsa gıyapta haciz yapılır. Gıyapta
yapılan hacizlerde zabıta memuru veya muhtar veya ihtiyar kurulu
üyelerinden biri veya borçlunun veya zilyedin komşularından iki kişi
hazır bulundurulur.
Haciz gıyaben yapıldı ise haciz varakasının bir örneği amme
borçlusunun bilinen adresine gönderilir.
Haczi uygulayan
memur, hacz edilecek mallara bir değer biçerek haczedilen malları
kaldırtabileceği gibi haciz esnasında hazır bulunanlardan birisini
yeddi emin tayin ederek bu kişiye de teslim edebilir.Burada özellik
arz eden husus , haciz memuru değer tespitini yaptıktan sonra borçlu
müracaatı ile ve tahsil dairesinin uygun görmesi halinde hacz edilen
mallar için bilirkişiye değer biçtirilebilir.
Hacz edilen mallar
tahsil dairesince gerekli kurumlara bildirilerek hacze konu olan
malların üzerine ilgili kurumlarca şerh düşülmesi
sağlanmalıdır.Örneğin gayrimenkul olarak bir binanın haczi durumunda
keyfiyetin tapu siciline bildirilmesi gibi.
HACİZ
DURUMUNDA İSTİHKAK DAVASI
Haciz işlemleri
sırasında sıkça karşılaşılan hususlardan birisi de “İstihkak”
konusudur.İstihkak iddiaları 6183 sayılı A.A.T.U.H.K.’un 66 , 67 ve
68.maddelerinde düzenlenmiş olup bu madde hükümlerine göre istihkak
iddiaları temelde üç ana bölüme ayrılabilir.
1. ) Borçlu
elinde bulunan malların haczinde borçlunun hacze konu malların
üçüncü şahısa ait olduğunu iddiası ,
2. ) Borçlu
elinde bulunan malların haczinde üçüncü şahsın hacze konu olan
malların kendisine ait olduğunu iddia etmesi ,
3. ) Hacze
konu malların borçlu elinde değil de mallar üzerinde mülkiyet veya
rehin hakkı iddia eden üçüncü bir şahıs elinde olması durumunda
malların borçluya ait olduğunun tahsil dairesince iddia edilmesi,
İstihkak iddiası
sözkonusu olan durumlarda haciz memuru bu iddiaları haciz zaptına
geçirir. Yukarıda belirtilen bir ve iki numaralı istihkak
iddialarında idare 7 gün içinde istihkak iddiasını reddetmediği
takdirde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır.Ancak istihkak
iddiası tahsil dairesince kabul edilmez veya borçlu tarafından
istihkak iddiasına itiraz edilirse 7 gün içinde mahkemeye
başvurulması gerekir.
Üçüncü durumda ki
istihkak iddialarında tahsil dairesi keyfiyeti alacaklı amme
idaresine bildirir , ilgili alacaklı amme idaresi bildirme
tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açması gerekir.Dava
açılmadığı takdirde istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır.Yani
borçlu elinde olmayan , mallar üzerinde mülkiyet ve rehin hakkı
iddia eden borçlunun bu iddiası kabul edilmiş sayılır.
HACİZ KONUSU
MALLAR VE YAPILACAK İŞLEMLER
Haciz yapılırken
kanun koyucu bazı malların haczini yasaklamışken bazı mallarında
kısmen haczine müsaade etmiştir.Bu hususlar kanunun 70.maddesinde
“hacz edilemeyecek mallar” ,aynı kanunun 71.maddesi ile “kısmen hacz
edilebilecek mallar” ve 77. ve 88. maddeleri ile de “menkul ve
gayrimenkullerin haczi” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu noktada
haczedilemeyecek mallar olarak , borçlunun hayatını idame
ettirmesini sağlamaya yönelik temel mallar , kısmen haczedilebilecek
mallar olarak da daha çok borçlunun aldığı aylık , nafaka gibi para
ile ifade edilebilen kıymetler olarak karşımıza çıkmaktadır.
İdare tarafından
haciz işlemleri yapıldıktan sonra borçlu haczedilen mallar üzerinde
tasarrufta bulunamaz.Aksi durumda borçlu tahsil dairesince
uyarılır.Borçlunun haczedilen mallar üzerinde tasarrufta bulunma
hakkının olmaması bu malı kullanan üçüncü bir şahıs var ise bu
şahısın zilyedlik hükümlerine istinaden iyi niyetle elde ettiği
hakları ortadan kaldırmaz.Örnek verecek olursak borçlunun evinin
haczi durumunda evde oturan kiracının kira sözleşmesinden doğan
hakları ortadan kalkmaz.
İdare tarafından
haczedilen mallar 6183 sayılı kanunun 74. maddesi hükümlerine göre
paraya çevrilir.Paraya çevrilen mallar alacağın takibi ile ilgili
masraflar ve amme alacağı düşüldükten sonra geriye kalan kısım
borçlunun ödeme zamanı gelmiş veya muaccel borçlarına mahsup
edilir.Bu ödemelerden sonra kalan tutar şayet hacze iştirak eden
başka bir daire yoksa borçluya verilir aksi durumda hacze iştirak
eden kuruma ödenir.
ACİZ HALİ
Haciz mevzuumuzda
önemli bir husus ise amme borçlusunun “aciz hali” ‘dir.Aciz hali;
75. maddeye göre , “borçlunun haczi caiz malı olmadığı veya bulunan
malların satış bedeli borcunu karşılamadığı takdirde borçlu aciz
halinde sayılır.” Bu durumda bulunan amme borçluları hakkında
teminat ve faiz aranmadan 48.madde hükümleri uygulanabilir.Bu madde
hükümlerine göre ise ; şayet amme borcunun vadesinde ödenmesi veya
haczin tatbiki veyahut haczolunmuş malların paraya çevrilmesi amme
borçlusunu çok zor duruma düşürecekse borçlu tarafından yazı ile
istenmiş ve teminat gösterilmek şartı ile alacaklı amme idaresince
veya yetkili kılacağı makamlarca vergi,resim,harç,ceza tahkik ve
takiplerine ait muhakeme masrafı,vergi cezası,para cezası ve gecikme
zammı alacakları iki yılı , diğer amme alacakları ise beş yılı
geçmemek üzere ve faiz alınarak tecil olunabilir.
HACZE KARŞI YARGI
YOLLARI VE İŞLEYİŞİ
1. Ödeme Emri
; 6183 Sayılı Kanun’un 55. maddesine göre , amme alacağını vadesinde
ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde
bulunmaları ödeme emri ile tebliğ olunur.
Ödeme emrinde borcun
mahiyeti , ödeneceği yer , vadesinde ödenmediği veya mal
bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsili ve borçlunun
mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile
tazyik olunacağı , gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde
hapis ile cezalandırılacağı belirtilir.
Karşılığında teminat
gösterilmiş bulunan amme alacakları ise bu kanunun 56.maddesi
gereğince 7 gün içerisinde ödenmediği takdirde teminat paraya
çevrilerek amme alacağı tahsil edilir.
2. Ödeme Emrine
İtiraz
Kendisine ödeme emri
tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği
veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün
içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi
nezdinde dava açabilir.
Şayet davacı borcun
bir kısmına karşı dava açıyorsa borçlu o kısmın cihet ve miktarını
açıkça göstermesi gerekir , aksi halde dava açılmamış sayılır.
Borçlu açtığı dava
ile ilgili olarak şayet teminat gösterir ise takip muamelesi borç
miktarı için vergi mahkemesince bu hususta karar verilinceye kadar
durdurulur.
3. Vergi
Mahkemesi Kararına Karşı İtiraz / Temyiz
Ödeme emrine karşı
vergi mahkemesine açılan davanın reddolunması halinde ; şayet vergi
mahkemesi kararı tek hakimle verilmiş ise Bölge İdare Mehkemesi’nde
itiraz , aksi durumda ise Danıştayda temyiz yoluna gidilir.
4. Temyiz
Danıştay dava
daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararları başka
kanunlarda aksi hüküm bulunsa dahi Danıştay’da temyiz edilebilir.
Özel kanunlarında
ayrı süre gösterilmeyen hallerde temyiz talebi tebliğ tarihini takip
eden 30 gün içerisinde yapılır.
Ancak idare ve
vergi mahkemelerinin itiraz yolu açık olan kararlarına karşı
Danıştayda temyiz yoluna gidilemez.
4.a Kararın
Bozulması
Temyiz incelemesi
sonucunda Danıştay ;
a ) Görev ve
yetki dışında bir işe bakılmış olması ,
b ) Hukuka
aykırı karar verilmesi ,
c ) Usul
hükümlerine uyulmamış olması ,
sebeplerinden dolayı
kararı bozabilir.
Temyiz incelemesi
sonucunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise
kararın düzeltilerek onanmasına karar verilir.
Alt mahkeme bozma
kararına uymayarak kararında ısrar etmesi durumunda dava konusuna
göre , Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulu’nca
incelenir.Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları
kararlarına uyulması zorunludur.
4.b. Kararın
Düzeltilmesi
Danıştay Dava
Daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları’nın temyiz
üzerine verdikleri kararlar ile bölge idare mahkemelerinin itiraz
üzerine verdikleri kararlar hakkında , bir defaya mahsus olmak üzere
kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde taraflarca ;
a ) Kararın
etkisine olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması ,
b ) Bir
kararda birbirine aykırı hükümler olması ,
c ) Kararın
usul ve kanuna aykırı bulunması ,
d ) Hükmün
esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış
olması,
hallerinde kararın
düzeltilmesi istenir.
Yukarıda belirtmiş
olduğumuz idari işlem prosedürlerine bağlı olarak İdari Yargılama
Usul Kanunu’ nun 28.maddesine göre idare , gecikmeksizin işlem tesis
tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.Bu süre hiçbir şekilde
kararın idareye tebliği tarihinden başlayarak otuz günü
geçemez.Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları
ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında bu kararların
kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir.
Yukarıda belirtilen
durumun aksine Danıştay,bölge idare mahkemeleri,idare ve vergi
mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde
bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idare
mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
(
* )Denetçi / SMMM |